// dünya ekonomisi

dünya ekonomisi

Enflasyon Mikrobuna Alışan Bünyemiz ve Enflasyondan Öcü Gibi Korkan Çin! Çünkü Fakirden Zengine Refah Transferi Enflasyonla Oluyor

Bu ülkede her gün başka bir konu üzerine, laf ebeliği falan da yapmadan, elle tutulur şeyler yazmak çok kolay. Tepemize aldığımız idarecilerin tutumları, demeçleri, kararları sürekli malzeme sağlıyor. Bunlardan bazılarını yazmaya gerek bile yok, herkes göreceğini görebiliyor, yorumunu yapabiliyor. Ama bazen de gerçekten popülist sözleri öyle güzel söyleyenler oluyor ki maalesef toplumun geniş kesimleri bu sözlerden olumlu yönde etkileniyor.

Şubat ayı enflasyon oranlarının açıklanması sonrası enflasyon hedefi tartışmalarının “enflasyon hedeflenmeli mi” boyutuna kayması en güncel örnek. Son 12 aylık tüketici enflasyonunun yaklaşık %9,1’e çıkması ve %4’lük yılsonu hedefinin artık açıkça ulaşılmaz olduğunun kabullenilmesiyle birlikte enflasyonun nedenlerini tartışmaya başlar gibi olduk. Yükselen enflasyon politikacılara sorulduğunda ise özellikle dışsatımla ilgili devlet bakanı Kürşad Tüzmen’in “düşündürücü” açıklamaları geldi:

“Enflasyonda ciddi oranda yanıldık, sorumlu arkadaşlarımız herhalde gereken açıklamaları yapacaktır. Sadece kurla enflasyonu aşağı çekme politikası izlendi. Türk Lirası’na aşırı değerlenme imkanı verildi. Doların düşük değerde seyretmesi, enflasyonun aşağı çekilmesinde esas araç olarak kullanıldı. Bu kadar ödün verdik, ithalat patlaması yaşadık.

Ben o zaman söyledim: 1.700’den 1.600’e doğru hareketlenirken, ‘şimdi müdahale edelim, bunu tutalım…’ Ne olacaktı, enflasyon bundan belki 1-2 puan daha yüksek olacaktı… Açık söyleyeyim; Yüzde 4-5 tamam, onu biz de görmek isteriz. Ama madem yüzde 4-5 olmuyor, yüzde 9’lara çıkıyor. O zaman yüzde 10’u da yüzde 9’u da gözönüne alarak, Türkiye’nin rekabetçiliğini daha da artıracak, ihracatı güçlendirecek bir ülke platformu sağlanması mümkün olurdu.”

İşte Türkiye’nin klasikleşen “enflasyondan zarar gelmez” düşünce yapısındaki idareci yaklaşımı yine karşımızda. İlk bakışta kulağa hoş geliyor değil mi, iktisat ve piyasalara hakim olmayanların da gerçekten döviz fiyatlarının bilerek alçak tutulduğuna inanası geliyor. Bunlara bugün hiç girmeyelim. Günün konusunu yazmama neden olan kısmı şu: “%5’i biz de isteriz ama madem olmuyor, %10’ları kabul edelim” yaklaşımı. Diğer bölümler zaten tartışmaya açık, çok speküle edilen konular. Bu arada “1-2 puan yüksek olsa da olur” diyebilmek de ilginç, enflasyonda 1-2 puanlık ayarlar yapmak kolay olsa zaten enflasyonu düşürmek dünyada bu kadar zor olur muydu?

Hemen bu noktada sabah Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı Wen Jiabao’nun ajanslara düşen enflasyon açıklamasını okuyalım:

“Yıllık %7,1 gibi yüksek bir enflasyon oranını yıl sonunda %4,8’e çekmeyi amaçlıyoruz. Bu amaçla büyümemizden feragat etmeyi, sadece %8 büyümeyi hedefliyoruz.”

Son dönemde her yıl önceki yıla göre çift haneli hızda büyüyen Çin ekonomisi son olarak %11,4 büyüdü. Dünya ekonomisindeki enflasyon ateşi Çin’e de sıçradı, bu hızlı büyüme iç talebi de güçlendirdiğinden enflasyon tahminlerin de üstünde artarak %7’yi geçdi. Enflasyonun ne kadar tehlikeli bir hastalık olduğunu, enflasyonu çok az süre tecrübe etmiş bir ülke olmasına rağmen Çin iyi biliyor olsa gerek ki Başbakan bu sene daha az büyümeyi, yani daha az yeni iş ve aş yaratmayı hedefleyerek enflasyonu düşürmeyi mutlak amaç olarak öne çıkarıyor.

Peki dünyada hiperenflasyon acısını çekmeden, yani %500-1000 gibi yıllık fiyat artışları görmeden, %60, 90, 100 gibi yıllık enflasyon rakamları ile otuz yılı aşkın süre yaşayan Türkiye neden hala enflasyonun ne yaptığını anlayamadı? İktisat bilenler zaten enflasyonu, enflasyonun nasıl gelir dağılımını bozduğunu, fakirden zengine refah transferi yaptığını, teorisiyle birlikte bilmeli. Kamu yönetimi gibi alanlardan mezun insanlar da bunlara vakıf olmalı.

Ben bu donanıma sahip olmayanlar için enflasyonu bir paragrafta basitçe ele alayım. Sağlıklı işleyen bir ekonomide faiz oranları enflasyon oranından yüksek olur, ancak bu durumda bizler paramızı gidip faize yatırırız, aksi durumda faiz bizi tatmin etmez. Enflasyonu düşüremeyen ülkeler gelişmiş ekonomi olarak nitelendirelemez, gerek dışardakilerin gerek içerdekilerin ekonomiye güveni azalır ve paralarını yatırmak için daha çok faiz isterler. Yani enflasyon yükseldikçe faizler daha da fazla yükselir. Ama dar gelirlilerin tasarruf gücü yoktur, ellerine geçen paradan tasarrufa ayırabildikleri miktar yok denecek kadar azdır. Orta gelirli bir miktar tasarruf yapar ama ortanın üstü ve yüksek gelirliler doğal olarak ellerine geçen parayı tamamen tüket(e)mez, çok daha ciddi bir bölümünü tasarruf eder. Bu tasarruflarını da faizle nemalandırırlar.

Yani lafın kısası, enflasyon düşük gelirlilerden yüksek gelirlilere refah transferini hızlandıran bir mekanizmadır. Düşük enflasyon seviyelerinde ise devlet, şirketler ve özellikle de aile harcamalarından ev almaya kadar tüketimlerini borç alarak yapabilen dar ve orta gelirliler daha ucuza borç alabilirler. Yani yüksek gelirlinin tasarrufu tabana nispeten daha fazla yayılır.

Ama bunu bilmesini normalde beklemeyeceğimiz, iktisat donanımı olmayan politikacılar, bazı iş adamları ve pek çok kişi 30 yıldır Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyondan da mı ders çıkarmadı? Sürekli gündemde olan, dün Tüzmen’in ağzından yarın başkasının ağzından çıkacak olan “biraz enflasyondan bir şey olmaz” yaklaşımı herhalde enflasyonsuz yapamayan bünyemizin kıvranmaya başladığının göstergesi.

Önceki gün açıklanan yıllık %9 enflasyon bu kesimin dediği gibi biraz daha yüksek olsaydı, mesela son 3 yıldır %20 seviyelerine yakın dalgalansaydı 2005’te 50 YTL’lik bir market poşetinin aynısını bugünkü gibi 64 YTL’ye değil, ancak 86,50 YTL’ye doldurabilirdik. Bayram, düğün hediyesi almak için paramız olmadığında bankadan kredi alırken yıllık %30’a varan faizler öder, kredi kartında bir ay ödeme geciktirirsek bugünkü gibi %6-7 değil, %17-18 faiz ödemek zorunda kalırdık.

Yirmi milyon TL’lik banknot

Ama tüm bunlar bir yana, milletçe utanmamız gereken şey paramızın banknot hali olmalıydı. Üstünde tam yirmi milyon, yani 20 000 000 yazan bir kağıtla alışveriş yapmaktan gurur kırıcı ne olabilir? Maalesef enflasyon lobisi, sadece ihracatla kalkınamayacağımızı bilmediği gibi dış dünyayla ticaret yaparken sattığı malın fiyatını 8-9 sıfırla söylemekten de utanmıyormuş demek…

İlgili Yazılar:

[tags]Enflasyon, TCMB, Merkez Bankası, Kürşad Tüzmen, Çin, dünyada enflasyon [/tags]

TARTIŞALIM

“Enflasyon Mikrobuna Alışan Bünyemiz ve Enflasyondan Öcü Gibi Korkan Çin! Çünkü Fakirden Zengine Refah Transferi Enflasyonla Oluyor” 4 kez yorumlanmış, siz de yorumlayın

  1. Merhabalar,

    İki yazınızı okudum. Onlara istinaden yazıyorum.
    Bilemiyorum ki nereden başlamalı, nasıl yorumlamalı. Fakat şurası muhakkak ki bir “Türk aklı” olgusunun varlığına olan şaşkınlık dolu inancımla, 4, 5 yıldır okudugum şeyler ile gördüklerimin uyuşmazlığından kaynaklanan şizofreni(M)eş zamanlı gidiyor. Evet! Durum budur.
    Türkiye ekonomisinin hali ahvali konusunda şöyle ya da böyle tartışan insanlardanım ben de. Öncelikle şu ihracat meselesine gelelim. Merak ediyorum: Hangi çılgın Türk ( kastım politik bir şahsiyet) bir gün çıkıp da böyle döviz kuru gibi parasal önlemlerle ihracatı tavan yapabilecek? Aklım hayalim almıyor. Nasıl inanabiliyorlar salt düşük TL ile ihracat şampiyonu olacağımıza? Lisans son sınıftayken kalkınma dersindeki çok sevgili hocam: “Arkadaşlar, don, gömlek, fındık,fıstık satarak kalkınılmaz.” demişti.Ve ben yine aynı derste South Korea Miracle! makalelerinde heyecanlanmıştım. Acaba Türkiye? diye başlayan naif sorularım, konjoktürel farklılıklar var diye yarıda kesilmişti, bir Küba dostluk derneği panelinde. Ziya Öniş (Koç Üniv.) bir makalesinde neden Türkiye’de olamadı derken konfüçyüs e bağlamıştı artık olayı. Ben de inanıyorum artık buna. Yok, olamaz başka türlü bir açıklaması. Olmuyor ülkemin insanı acıdan anlıyor bir tek. Böyle bir rahatlık, hafifmeşrep kadın çizgisinden kurtaramıyor ülkemi.
    Dağınık ve yazınızla hala! alakasız galiba yazdıklarım. Coşmuşum biraz:)
    Diyeceklerimi diyeyim:
    1. MB faizleri yüksek tutuyor diye dava açıl(mış). MB başkanı ağzından tarafımdan duyulmuştur. Ki kendisi, İstanbul finans merkezi olmalı mı şeklindeki bir soruya cevaben bu davadan bahsetmiş, gerisini düşünün demiştir. Velev ki ekonomi ve politikanın birbirinden ayrılması gerektiğine inananlardan olmasaydım, o vakit bu davayı nazara dikkate alabilirdim, ( en azından). Fakat iktisat teorisinin boşuna olmadıgına inananlardanım. (Mali sıkılaştırmaya karşı çıkanlara içeriğinin değiştirilmesi gerektiği noktasında destek olabilirim ancak. ) 89 Ağustos unda kaçtı tren.
    Ama düdük çalamaz mıyız peşinden? Çalabiliriz.
    Böylesine yüksek cari açık ve yüksek reel faizin verilmesini Oğuz Satıcı nın ihracata dair beklentileriyle hiiiç ilişkilendirmeyerek eleştirirken,bir an evvel bazı kısıtlarla şu para girişine hafiften hafiften, narin narin dokunmamız gerektiğine inanıyorum. kriz çıkacakmiş. Çıksın. Bir gün zaten çıkacak bu gidişle. Enflasyonda bir iki puan yükseklik baş agrıtmaz diyen su hazırcı zihniyete bi bakar mısınız? Bu oldukça zaten çıkacak. Hayır Uğur Civelek lik yapmıyorum. Ne kaldı elimizde? Herşeyi denedik. Buradan MB nin enflasyon hedeflemesi mi yapması gerekir diye soran arkadaşlara selam ederim. TKP li idi o arkadaşım ( elbette TKP li olmayıp da bunu sorgulayan sayısız akademisyen var). Fakat enteresan geldi. Tüzmen in bu lafları da aynı kapıya çıkmıyor mu? Çıpasız kalınca iç çamaşırsız gibi kalan Türkiye modeli disarıdan gelse de bu toprakların çocuklarının dümeninde oldupu enflasyon hedeflemesine neden güvenmez? Yine mi aynı saldım çayıra mevlam kayıra diyeceğiz. Türkiye ekonomisi güçlü falan değil. Ayrıca Mevla da eminim ki yoğun:)

    Son olarak; kriz çıkmasını istiyorum evet. 94 te Çiller hazine bonolarına ÖTV koyunca (bi defalık) patlamıştı kriz. Yine patlasın. Ama özel sektör borç dolarizasyonuuuu? Ama reel sektöööör? Borçlanmasalardı efendim. Borçlandılar da sabit sermaye yatırımda şaha mı kalktık? Ayrıca Oguz Satıcı da reel sektör insanı değil mÜdür?
    Ez cümle; hayalim şudur: Şöyle bir kriz çıksaaa. Şöyle temiiiiz. Minimum kalma süreleeri koysak TL de ya da vergiler? Bir kere çıksa ama temiz çıksa. Evet inanıyorum müstehak olduguna. Devrim felan istemiyorum ben. Ama biliyorum olmayacak hiçbiri. Daha yeni Kafkaslar patladı di mi?
    Sabrımı eritiyor bu ülke.
    Çok uzun oldu. Bir şey de dememişim:) Olsun azıcık içimi boşaltmışım. Kusura kalmayın.

    Yorumlayan: Meltem Baştan | 23.08.2008, 22:40
  2. Meltem Hanım sitemdeki en uzun yorumunuz çok değerli. Ayrı bir yazı olarak yayınlamak iyi olabilir hatta…

    Kısa vadeli kişisel çıkar odaklı yaşam bir ülkede bu kadar benimsenmişken evet işimiz çok zor.

    Enflasyonu indirmenin bir numaralı değişmez, sulandırılamaz hedefimiz olması gerektiği ortada, ama işte yine kişisel çıkarlar için bağıranların sesi yükseliyor.
    Ha bu arada, döviz kuru diye bağıranlar itiraf edemiyor ama onlarca milyar dolar dış borcu onlar alıyorlar, onlar düşük faizle borçlanarak işlerini güçlendiriyorlar. Asıl YTL faizlerini şok biçimde düşürsek, dövizi pahalılaştırsak işlerini sürdürmeleri zorlaşacaktı. Hem ithal hammadde ve aramal girdileri pahalılaşacak, hem de negatif faizle borçlanamayacaklardı!

    Kriz çıksın mı… Bence çıkmasın, çünkü bu ülke insanının Türk ekonomisine inancını, kendi bastığı paraya gösterdiği saygıyı bir türlü güçlendiremedik…

    Ama ciddi alternatifler düşünmeli! Belki Avro’ya geçmeli, Avro ile yaşamalı, devlet onla borçlanmalı!

    Yorumlayan: H. Cihan Salim | 25.08.2008, 10:26
  3. İtiraf etmeli, son dönem Türkiye ve EMU diye yaptığım ödevin başarısızlığını.. Zira, son satırda dediğinize, siz ciddi olarak yazmamış olsanız dahi, çat diye verecek bir yanıtım olmalıydı. Herneyse..

    Tamamen avroya geçsek, ama önce şu enflasyonu bir düşürsek.. Yoksa cihana bedel Türk ü ECB nin naçiz faiz oranlarının keseceğini düşünmüyorum. An itibarı ile avroya geçişin talep yönlü enflasyonu zıplatacağı kanısındayım. Transaction costs decliiiiine and! Arz yönlü enflasyonda ise girdi maliyetleri açısından, ki petrolün dolar cinsinden fiyatlandığını düşünürsek beelki..Ama tabii jangi kurdan “peg” edeceğiz avroya. Göçmesin de bizim reel sektör:) Hizmet enflasyonundaki atalet belki bize 4 “freedom” ın da verilmesiyle mümkün. MB raporlarını okumalıyım..
    Bu tartışılmalı, avro ne yapar bizim enflasyonu? Lakin öncelikle iki şey lazım:
    1. Elimination of the souls of Zafer Çağlayan, Tüzmen and the variants.
    2. Ekonometrik çalışma

    Bu yüzden şimdi gidip ekonometri çalışmalıyım. Gerçektir:)

    Tez konuları geliyor aklıma, bu avro meselesi ciddi.

    İyi çalışmalar, kusura bakmayın yine çok uzun oldu. İktisatçı değil, hukukçu olmalıydım ben.

    Yorumlayan: Meltem Baştan | 28.08.2008, 22:28
  4. Doğru, enflasyon konuşuyorduk değil mi? Ben kriz konusu açılınca aslında Avro’dan bahsettim, enflasyon amaçlı olarak değil.
    Çok da gayriciddi yazmadım, ama böyle bir para değiştirme konusunda, hatta çıpa konusunda bile araştırma, okuma yapış değilim. Parasal birliğe girmek için zaten belli bir enflasyon oranının altında belli sene devam edebilmemiz gerekecektir, yoksa onlar da istemezler paralarının bir ülkede maskara olmasını.

    Ben kaynakların daha verimli kullanımı, devletin yüksek faizle borçlanmasının sona ermesini, kimsenin kur riski taşımamasını(!), hatta yastık altındaki milyar dolar/avroluk rezervlerin, yabancı para mevduat hesaplarının ekonomiye dahil olmasını, sermayenin maliyetinin düşmesinin hayalini kurduğumdan Avro demiştim.

    Uzun değil yorumlarınız, teşekkür ederim, zenginlik katıyorsunuz…

    Yorumlayan: H. Cihan Salim | 29.08.2008, 10:42

Yorum yapın