Gittikçe daha sıkıcı olan trafik yoğunluğunu azaltmak için yapılan öneriler ya zihniyet ya dünya görüşü ya da eksik bilgiyle konuşma merakı nedeniyle zaten genellikle anlamsız oluyordu. Ama İstanbul trafiği için bir bakanın da konuşmaya başlaması dikkat edilmesi gereken bir durum. Çünkü başka haber üretemeyen radyolarda Ulaştırma Bakanı’nın “yoğun saatlerde köprü ücretleri yüksek tutulsun” önerisi bugün bile vatandaşa soruluyordu, ben de eve dönerken rasgeldim.
kir beyan ediyor, oranın imkanlarını bilmeden ahkam kesiyorlar. Sadece İstanbul için değil her yer için böyle.Yine de benim şaşırdığım bu öneri ve pek çok diğer önerinin yoğun saatlerdeki trafiği azaltmak için cezalandırıcı uygulamaları tek çare görmesi. Sabah 7:45′de o çılgın köprü trafiğine giren insanların kaçı zevk için, misafirlik, gezi, kahvaltı için yola çıkıyor olabilir ki? Ve bunların kaçı “köprü geçiş ücreti 10 YTL oldu” diye vazgeçip o saatte gezmeye gitmekten vazgeçer?
İnsanlar o trafiğe katlanıyorsa büyük olasılıkla katlanmak zorunda olduklarındandır. Eğlence ve kişisel tatmin için o trafiği yoğunlaştıran araç sayısı o kadar azdır ki değişimi fark bile etmek güç olur.
Bu tip önlemlere gelene kadar şehrin yeniden yapılandırılmasına, insanları çalıştıkları yerlere yakın ikamet etmeye teşvik edecek sayısız girişim yapılabilir. Mesela SSK primini ödeyen kurumun adresi ile çalışanın ikamet adresi ilk önce aynı yakada ise bir avantaj sonrasında aynı semtte ise 2. bir avantaj sağlanabilir. Benzin, otopark fiyatları yükseltilerek insanlara uzun vadede taşınma, yer değiştirmenin karlılığı hissettirilir. Ama burada amaç insanların yaşam tarzı, ikamet tercihlerini değiştirtmek, böylece pek çok anlamda etkinlik elde etmek olacaktır; insanlar trafik stresinden kurtulacak, daha önemlisi Dünya daha az kirlenecektir. Ama bu tip parasal önlemlerin amacı vatandaşa bunları sorgulatmaktan ziyade sadece araç paylaşmaya, toplu taşımaya itmekse bu, vizyonun doğru olmadığını gösterir.
Zaten mevcut toplu taşıma sistemine bakıldığında zaten böyle bir amacın tutarsız olduğu da ortadadır. Önemli olan Güneşli’de çalışan birinin Bostancı’da, Ümraniye’de çalışan birinin Bahçelievler’de ikamet etme kararını sorgulatmak olmalıdır.
Arşivimde yazıya uygun bir görsel ararken karşıma çıkan 2005 tarihli Formula 1 etkinliği fotoğrafı da tebessüm ettirdi, eğer gişe geçişlerini yeteri kadar yüksek tutabilirsek, mesela her gün her araçtan 100 YTL alırsak belki de köprüden sadece Formula 1 araçları geçer! Günü kurtarmak için ne cinlikler yapıyoruz!..



Bence her iki köprüdede gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp yayaların araçsız da köprüden geçişini sağlamak daha iyi olacaktır…
Dünyanın bir çok ülkesinde hiç bir maneviyatı olmayan normal köprüler sırf manzarası veya temiz havası gibi saçmalıklarla turizme açılıyor
Düşünsenize Boğaziçi köprüsü’nünde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nünde belli miktarda ücret karşılığında yaya geçişine açılması Asya’dan Avrupa’ya yürü sloganıyla yapılan bir reklam sırf yüksekliği için ziyeret edilen köprüleri geride bırakır…
yılda bir yapılan koşu maratonuna katılan yerli yabancı bir çok insan her gün yaya olarak geçse nasıl bir tanıtım olur gerisini siz düşünün…
İŞTE YORUM UMUYORUMKİ BU ŞEKİLDEKİ BİR UYGULAMA AZ,ÇOK TURİST ÇEKECEKTİR…
BIRAKINDA İSTANBUL’DA YAŞAYIPTA BOĞAZI(ASYA-AVRUPA) YÜRÜYEREK GEÇEMEDEN ÖLMEYELİM!!!!
ENGİN EROL by.COENİERO
bu oto otobanda nasıl gdr acaba???????????????????