Bin yılı aşkın süredir Çinliler yeni yıl kutlamalarını ailenin en büyükleriyle yapar, bazı Budistler et yemez, ateş yakmaz. Türk boyları yeni yılın başlangıcı olarak gördükleri Mart ortasında, bazı kültürlerde “Nevruz” denen günde, müzik yapar, şarkılar söyler, mutlaka dans eder, büyük şölenler düzenleyerek yeni bir dönemi karşılarlardı.
Eğer dini dogmalarla beyni yıkananlardan değillerse; sadece herşeye karşı çıkmak, eleştirmekle ayakta kalan insanlarsa, bunun da ötesinde “beni bu gece rahatsız etmeyin”, “bana kutlama mesajı bile göndermeyin” diyorlarsa, maalesef şu gerçekle yüzleşmeleri lazım:Yeni yılı kutlayan toplumu sıradan hatta hakir görmek onların toplumdan uzaklaştıklarını değil insanlıktan uzaklaştıklarını gösterir!Toplu
mun genel düşünce ve beğeni yapısıyla kendi değerlerini aynı potada eritmekte zorlananlardan biri de benim. Yıllardır yazdıklarımın bir bölümü Türkiye, davranışlarımız, vizyonsuzluğumuz üzerine eleştiriler taşıyor. Aykırı düşüncenin doğru ifade edildiğinde faydalı olabileceğine inananlardanım. Fakat “toplum değerleri” ile insanlık değerlerini ayırt etmek gerekiyor.
Nereden geldiğini bilmeyen, evren hakkında çok az elle tutulur bilgisi olan insan, binlerce yıldır doğa ile mücadele ettikten sonra bugün bir de “modern yaşam” sürdürmek için çırpınıyor. Bu zorlu “hayat yolculuğunda” yeni başlangıçlar, “tazelemeler” hayata bağlı kalabilmek için büyük önem taşıyor. Yaşanan olumsuzlukları geride bırakmak için zamanı dönemlere ayırıyor, “o ay/sene/mevsim şöyle olmuştu” diyerek olayların geride kaldığını kabulleniyor, rahatlıyoruz.
Küçük şeylerden mutlu oluyor, sevdiklerimizle yeni bir sabah güneş doğarken kahvaltı etmenin verdiği huzur ile o gün için enerji ve de şükredecek bir şeyler buluyoruz.
Yılbaşı bir sembol… Ben de yeni yıla çok az süre kala ekran başında bunları yazmak isteyen biri olarak tahmin edilebileceği üzere yılbaşında çok özel eğlenceler yapan biri değilim, yılbaşı meraklısı veya fanatiği hiç değilim. E-posta veya cep telefonundaki her isme gönderildiği belli olan mesajlardan haz almıyor, cevap bile vermiyorum.
Ama öte yandan, bana yazıldığını bildiğim mesajlara, beni sevenlere zaman ayırıp cevap yazıyor, telefon ediyor konuşuyorum. Böyle günleri sevdiklerimle zaman geçirme fırsatı olarak görüyorum. Kısacık da olsa bu gece, geride kalan bir yıllık dönemdeki doğrularımı, yanlışlarımı hatırlıyor, bunların sonuçları ile birlikte yaşamayı kabulleniyor, ders çıkarıyorum, geçmişi olgunlukla karşılayabilmeyi amaçlıyor, böylece gelecekte olabilecekleri de olgunlukla, sakince yaşayabileceğime inanıyorum.
Bunları düşünürken de aklıma şunlar geliyor: Ey yılbaşını, evlilik yıldönümünü, kendi doğumgününü umursamayan, hatta bu dönemsel kutlamalara karşı çıkanlar, acaba bunun nedeni geride kalan bir yılda insanlığa, çevrenizdekilere hiçbir faydanız dokunmadığı hissini taşıyor olmanız olabilir mi? Geçen bir yılın muhasebesini yapmaktan korkuyor, yeni bir yıla, döneme umutla bakamayacak bir güvensizlik mi yaşıyorsunuz…
İnanın hayat o kadar zorlayıcı değil, yeter ki geçen bir dönem için şükretmesini bilin, bu yazıyı okuyabilen donanıma sahip olduğunuz ya da sahip olan sevdikleriniz olduğu için şükretmek de bir başlangıç! “Herkesin İnternet’i yok, şükredin” demeyeceğim, ondan da önce, okuma yazma bilmeyenlerin az olmadığını da düşünün, her zaman şükredecek bir şey vardır!
2008 elinizdeki en küçük şey için bile mutlu olacağınız güzel bir yıl olsun!
İlgili Yazılar:


evrensellikten nasiplenememiş, kendi sınırları içinde tıkılıp kalmış insanların korkusudur bu… yazık, diyebilirim sadece… yılbaşı bizim kültürümüz değil bidi bidi bidi… ama yılbaşı müslümanlık için hödö hödö…
bu yılbaşı ben dayanamadım… bu tür söylemlerle bana gelenlere, ”eee! yetti be susun” dedim…
tamam çok doğru söylemişsiniz Cihan Bey, ama bunun kişisel pişmanlıkların düşünülmesi, sevdiklerimizle beraber olabilmek için fırsat olmasını filan geçelim…
Şu yönden baklalım;
”evet, biliyorum… müslümanım elhamdülillah… ama hristiyan dostumun sevincini de paylaşırım… hadi onu da geçtim, bari şurdan empati kurun… Ben 8 yıl İskenderun’da yaşamış biri olarak 8 yıl boyunca ramazan bayramlarında kiliselere asılan ” Müslüman kardeşlerimizin mübarek ramazan ayını kutlarız” pankartları gördüm… Hatta kişisel tercih olarak bunu kullanıp, ramazan boyunca oruç tutan PAPAZ gördüm… Ya hu! Ayıptır!… Bir hristiyan arkadaşımda çıkıp ”SEN NA’PIYORSUN PAPAZ EFENDİ” demezdi…
aradığım şeyi bulamadım yaa niye insanlar neden özel günleri
kutlarlar bulan olursa göndersin lütfen msn ye