İlk web sayfalarımı erken denebilecek bir dönemde yayınlamaya başlamamın bir nedeni de kısa süre içinde fazlasıyla kişinin web sitesinin olacağı tahminimdi. İlk trenin bir vagonuna tutunmak istemiştim, sonraki trenlerin daha konforlu olacağını, binenlerin kolayca web sitesi sahibi olacağını da tahmin ediyordum.
Benim yaşadıklarımdan çok daha fazlasını yaşamış, İnternet yayıncılığını yönlendirmiş Jeffrey Zeldman’ın Facebook’a üye olmasıyla ilgili yazısında yazdıklarıma fazlasıyla benzer tecrübelerini okuduktan sonra ben de bu gelişmelerin içinde olmama rağmen şaşkınlığımı ve “kendimi” korumamı, sonunda da bu girişimlerin üreticisi olmakla yetinmeyişimi yazmaya cesaret ettim!
Ama bugün Facebook yazmamın asıl nedeni artık Facebook’u doğru konumlandırmamız için uygun bir dönem olması. Facebook geniş kitlere 2006 Eylül’ünde açıldı, yaklaşık bir yıl geride kaldı, son dönemde de Türk web siteleri, bloglar, günlük gazetelerde fazlasıyla yer bulmaya, her şekilde yorumlanmaya, haber yapılmaya başlandı.
Bilmeyenler için Facebook, arkadaşlarınızla, çevrenizdekilerle bağlantınızı korumanızı sağlayan, onların ne yapmakta olduklarını takip etmekle yetinmeyip uygulamalarla ortak hareket etmenizi sağlayan, tüm İnternet’te ve Türkiye’de en çok ziyaret edilen 10 siteden biri. Kısaca tanıttığım Facebook hakkında dikkat çekici birkaç bilgi vermenin de tam yeri. Facebook şu anda sadece buna odaklanmış tüm sitelerin önünde dünyanın en büyük fotoğraf paylaşım sitesi. Kullanıcılarının yarısından fazlasının her gün ziyaret ettiği, gün boyunca 20 dakikadan fazla zaman harcadığı site toplumbilimcilerin incelemesi gereken bir merak yarattı. Daha önce ayrı ayrı sitelerin sunduğu hizmetlerden güzel bir paket hazırlayan Facebook benzerlerinin de önüne geçerek her yaş, eğitim ve meslek grubundakilere yönelik olmayı başardı.
Bu ilgi Facebook’un değerini de oldukça yükseltti. Geçen yıl Yahoo!‘nun teklifini geri çeviren Facebook şimdilerde de Microsoft‘un %5 hisse için 500 milyon dolarlık teklifi ile karşılaştı. Bu da hızla değer kazanan girişimin Google gibi firmaların geçmişiyle karşılaştırılmasını hatta kısa vadede “Web’in Geleceği” olarak tanıtılmasına kadar değişik yorumlara neden oluyor.
Peki Facebook bu yüksek trafiği korumak bir yana arttırabilecek bir yapıya bürünebilecek mi? Elde edilen başarı sonrası büyütülen hedefler sitenin bir başlangıç/açılış sayfasına dönüşmesini, insanların İnternet’te yapabilecekleri daha fazla şeyi Facebook üstünden yapar hale gelmesini hedefler arasına soktu. Acelesi olanlara detaylara girmeden önce şaşırtmayacak yanıtı verebilirim: Facebook’un yeni dev olması tamamen insanların tercihlerine bağlı, çünkü teknik ve uygulama olarak İnternet’te, Web’de bir adım ileri gitmemizi sağlamıyor.
Neden mi? Çünkü Facebook kapalı bir sistem, eğer Facebook kullanıcı hesabınızla siteye giriş yapmazsanız herhangi bir hizmetten faydalanamazsınız. Tüm üyelerin yayınladığı içerik Facebook içine özel, Flickr, YouTube gibi sistemlerin aksine “kapalı”. Sunulan ürüne baktığımızda bu bir zorunluluk gibi görünüyor, çünkü iletişim bilgileriniz, arkadaşlarınız, onlarla nerede tanışdığınız, şu anda ne yaptığınız ve çok daha fazlasını Facebook’ta paylaşıyorsunuz. Ama aslında Facebook’un sunduklarını, uğraşmayı ve biraz daha fazla zamanda yapmayı göze alırsanız pek çok araç ve rakip mevcut. Zaten milyonlar Flickr’da fotoğraflarını tanımadıklarına, YouTube’da aile videolarını herkese, MySpace gibi sitelerde kişilikleri hakkında çok daha fazlasını istedikleri gruplara açıyorlar.
Facebook ve Facebook platformu gerçekten özel ve çok başarılı. Ama büyük şirketlerde çalışanların belki de her gün kullanmak zorunda kaldığı, VPN bağlantısıyla ulaşabildikleri bir İntranet, kurum içi web sitesine benziyor. Uygulama geliştiriciler, 3. partiler, mevcut ve potansiyel iş ortakları Facebook platformunda yer alabiliyor, gelir elde edebiliyorlar, ama Facebook platformuna uygun uygulamalar yazarak. Yani böyle geniş bir kullanıcı tabanına sahip çoğu girişim gibi Facebook da kendi arabirimini, platformunu, kullanıcı veritabanı ve hizmetini kendine özel, tescillediği sistemiyle sunuyor.
Ya daha fazla büyük platform bu yolu seçerse? YouTube, Flickr, MySpace, Last.fm ve çok daha fazlası uygulama geliştiricileri kendi platformlarını öğrenmeye ve buna özel çalışmaya iterse? Her bir sistem için ekstra maliyet, hem iş ortakları için hem de platformlar için gelir kaybı söz konusu olur, zaten mevcutta işletim sistemleri arasında platform rekabeti varken, “Windows mu, MacOS mu, Linux mu” derken, hatta PC’ye alternatif çokluortam sistemleri, oyun konsolları platformları çoğalırken bir de her büyük web girişimi için yeni maliyetler çıkarılması İnternet ticaretinin doğasına pek uymuyor.
Çünkü bizim zaten bir ortak platformumuz var, o da İnternet’in kendisi. Herkese açık araçlar, protokol ve arabirimlerle girişimciler istedikleri uygulamayı geliştirebiliyor. Facebook’un da agresif hedeflerini koruması durumunda çok fazla seçeneği yok gibi. Er geç sistemini açmak, iç dış ederek kıymetli veritabanındaki bilgilerin bir bölümünü erişilebilir kılmak istediği büyümeyi sağlayabilir. Hatta Facebook verileri ve uygulamalarından faydalanan yeni uygulamalar geliştirilmesine izin vermesi bile başarısını arttırabilir. Böylece insanlar yeni ve başka uygulamaların içinde Facebook’da tuttukları bilgilerinden faydalanabilir.
Ama sözkonusu olan insan ve davranışları olunca formüller, doğrusal tahminler geçersiz kalıyor. Belki de Facebook mevcut yapısıyla tüm dünyayı kendine “aşık” tutmayı becerir ve hedeflerine daha da yaklaşır. Yine de unutmamız gereken İnternet’ten bahsettiğimiz, burada hep ileriye adım attığımız. Ne var ki kapalı bir sistem ve içine uygulama geliştirmek ise adeta bir “geri adım”.
Facebook büyük bir karar aldığında belki yine burada değerlendiririz ama en azından geçen bir yıldaki başarıyı geleceğin teminatı olarak almadan önce üstteki gerçeklere de dikkat etmeliyiz. Sizlerin de yorumlarını bekliyorum.
Son olarak Zeldman’ın yazısından bir alıntı yapmadan edemeyeceğim: Bu tip web girişimlerinin başarısının arkasında yatan bir neden de işten sıkılınca oyalanmak; çoğu iş yerinde masanızda mastürbasyon yapamazsınız ama bunun yerine geçecek bir şey bulabilirsiniz…
Technorati Tags: Facebook, sosyal ağlar, Web 2.0, sosyalleşme
Bu siteyle ilgili her geçen gün bloglarda yazılar artmaya başladı. Önce tepkiyle karışık, sonra benimsemeye dönüşen bu yazılar, aslında bu siteye de ilgiyi artırdı. Bu sebeple, artık bir Facebook Türkçe rehberi de hazırlanmalı..
İyi çalışmalar.
ya bole bi sacmalık yok artık millet nasl ortam yaratacagnı sasıdı yaws yeterrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
valla küçükken ayrılmak zorunda kaldığım kankamı buldum daha ne diyeyim betül hanım bak ortam yaratılmış sizde buraya girip yorum yazmışsınız saçmalık bence sende
facebook eski ve yeni arkadaslarını bulabildiğin zaman makinesi gibi insanı geçmişe götüren unuttuğumuz daha doğrusu unuttuğumuzu sandığımız ama beynimizin bir köşesine saklanmış duygularımızı ve düşüncelerimizi açığa çıkaran ve benim gibi ulan bu internette chat olayı ne asosyal bir olay diyen birini bile baştan çıkartan son yılların en büyük buluşu kanımca denemeyen bilmez deneyen bir daha bırakamaz :)) ama siz siz olun mutlaka deneyin bakın kimleri bulacaksınız facebookta !!
çok dandık bi web sitesii bende bişey sanmıstım bu site bıle ondan güzel:)
dandik bir web sitesi diyenler daha iyisini yapabiliyorlarsa yapsınlar. o kadar çok arkadaş bulma sitesi var türkiyede ama hangisi facebook kadar kapsamlı ve her detayı düşünülmüş? ben söyliyim hiçbirisi. harvardlı çocukları tebrik etmeli bence. çünkü bize yakışan budur.