// okuyorsunuz...

Türkiyeiktisat ve Türk ekonomisioyunlar, spor, TVvizyon

CNN’de Canlı ‘İş Görüşmesi’ Ne Kadar Faydalı Ne Kadar Hatalı?

Pazar akşamları 20:00′de CNN Türk ekranına gelen İş Görüşmesi programının sanırım ilk bölümü geçen hafta yayınlandı. Programı, yarısından sonra ve aralıklarla izleyebildim. Program, Türkiye’nin önde gelen firmalarının yönetici ve sahip ya da ortakları ile yine isim yapmış üniversitelerin son sınıf öğrencilerinin bir nevi iş görüşmesi yapması ve adaylardan birinin işe ya da staja alınması fikri üzerine kurulu.

Ekranda böyle alternatif yapımlar görmek gerçekten önemli. Hele genç nüfusu çok kalabalık olan, büyüyen ve kurumsallaşan ekonomiye sahip Türkiye’de artık işe alım süreçlerinin de evrim geçirdiği ortadayken “İş Görüşmesi” pek çok kişinin ufkunu açabilecek içerik sunuyor. Fakat böylesi bir programın geniş genç kitleyi ve aileleri üzerindeki etkilerini doğru değerlendirmek gerekiyor. İzlenirken gerek işveren gerek adayların sözlerinin çok takdir edildiği, kesin doğru kabul edildiği, ama bilinç altındaki etkilerin sonuçlarının sonra ortaya çıkacağını unutmamak lazım.

Genelden özele inmeden önce programda sahnelenen görüşmeleri çok kez tecrübe ettiğimi, hem de oradaki adaylara benzeyen profil sahibi olarak benzer işverenlerle görüştüğümü belirtmek isterim. Ben de ülkenin adı çok takdir edilen üniversitesinde yüksek lisans yaptım ve de İstanbul’da iş görüşmesine gitmediğim plaza, holding neredeyse kalmadı, nitekim şimdi de bir plazada çalışıyorum. Yani adayların cevaplarının, işverenin sorularının altındakileri, bir insan kaynakları çalışanı olmasam, iyi ölçebildiğime inanıyorum.

Eğer programda her hafta en ünlü üniversitelerden adaylar alınacaksa ve onlar aynı anda “üniversitede bu sosyal kulübün başkanı, şu spor takımının kaptanı, öğrenci birliği başkanı, bölüm birincisi, iyi stajlar yapmış, öğretim görevlilerine asistan” olduklarını iddia ederek aşırı makyaj yapacaklarsa bunun sosyolojik çok etkisi olacaktır. Öncelikle aynı yollardan geçmiş ya da geçen insanlar arkadaşlarını, kardeşlerini bizzat tanıdıkları için bu kadar makyaja şaşıracak, daha önemlisi ise, pek çok genç böyle okullarda okuyamamanın fırsat eşitliğine, Türk oldukları için içlerinden ve sessiz biçimde(!), isyan edeceklerdir. Ve bu ünlü üniversitelerde nasıl bu kadar çok sosyal kulüp, en iyi firmalarda staj imkanı, mükemmel spor imkanları olduğunu merak edip kendi okullarında, şehirlerinde niye olmadığını soracaktır, gerçeğin nasıl olduğunu bilmeden!

En önemli sosyolojik yan etkiye geçmeden önce bir parantez açayım, gerçeğin farklı olduğunu nasıl ima ettiğime dair. Sitemde “Cihan kim” bölümüne bakarsanız nerelerden geçtiğimi, kimlerle tanıştığımı tahmin edebilirsiniz. Ve neredeyse çocukluğumdan beri yazarlık, yayıncılık yapan biri olarak artık doğru yorumlar yaptığım pek çok kişi tarafından da takdir edilirken ülkenin en iyi okullarında okuyan öğrencilerin kalitesini, sosyal aktivitilerin ne kadar yetersiz yapıldığını bilen biri olarak, doğruları, ülkemizin ve eğitim sistemimizin ne kadar yol alması gerektiğini bizzat dile getirmekten çekinmeyen biriyim. Birilerinin bu cesareti göstermesi lazım.

Şimdi gelelim programda aşırı makyajın en büyük yan etkisine: Eğer bu çok başarılı akademik hayatı olan öğrencilerimiz, canlı yayında o pozisyona kabul edilmek için yarışırken kendilerini aşırı övdükleri ve bu anlatılanlara işveren konumundaki önemli isimlerin fazla değer biçip öne çıkardığı toplum tarafından görülürse, bir azınlık olumlu etkilenip ders dışı aktivitelere kendini ya da çocuğunu daha çok katacakken çoğunluk ise iş görüşmesine gittiğinde bol keseden atmanın “geçer akçe” olduğuna inanacaktır. Günümüzde farklı disiplinlerde sürekli gelişmeye açık çalışan arayışı güçlenirken ve bizzat programın ilk bölümünde Sayın Ahmet Nazif Zorlu‘nun da sıklıkla dile getirdiği gibi “ders başarısı” değerlendirmede yetersiz kalırken, ders dışı tecrübelere, ki bu bir staj döneminde bir projenin abartılarak anlatılması olabilir, fazla değer biçen, televizyondan fazla etkilenme eğiliminde olanların iş görüşmelerinde neler uydurabileceğini düşünebiliyor muyuz?

Gelelim ilk yayının en can alıcı, beni en çok etkileyen bölümüne. Programda bu sene mezun olacak üç aday kardeşimden tek erkek olan diğerleri gibi kendinden bahsettikten sonra kariyer hedeflerine geçti ve büyük bir firmada yaklaşık üç yıl çalıştıktan kendi işini kurmak istediğini söyledi. İlk bölüme katılan Zorlu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu ve grubun üst düzey insan kaynakları yöneticisi kendisine neye güvendiğini sordular, bu noktaya yoğunlaşıldı ve yeni mezun adayı katılımcı kendinden emin olduğunu, başarabileceğini ısrarla öne sürdü. Peki programın sonunda ne oldu, izlemeyenler için söyleyeyim. Üç adaydan diğer ikisi başarılı bulundu ve Zorlu Grubu’na davet edildi. Kendi işini kurmak isteyen katılımcı ise “iş kurup başarılı olmak için 3 değil 10 sene gerekir” denerek elendi. Ve bu konunun üstüne, burada yazmamı haklı kılacak kadar gidildi. Genç ve parlak bir öğrenci, sadece kendi işini kurmak istediği için küçük düştü, “yarışı kaybetti”.

Peki Vestel gibi Türkiye’nin gururu bir markayı barındıran, yenilikçi olmaya, AR-GE’ye önem veren, hizmet değil sanayi üretim odaklı olan bir grubun tepesindekiler nasıl böyle konuşabiliyor? Maalesef en başarılı, saygın iş insanlarımız bile dünyanın ve dünya ekonomisinin gidişatını çok iyi okuyamıyor. Yenilikçiliğin öne çıktığı, hizmet veya ürünün sunuş ya da insanların kullanış tarzına getirdiği değişiklerle sattığı bir çağda tecrübe oldukça göreceli bir kavram. Güncemin daha çok odaklandığı bilişim alanında yirmili yaşların ortasında milyarder olan gençleri saymakla yetinmeyeyim, sadece sanayileşmiş ülkelerde değil artık pek çok ülkede genç girişimciler pek çok sektörde büyük işler başarıyor.

Ama Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’nun fazla uzun süren feodal düzeninin, ayrıca İmparatorluk’ta ticaret gelişirken bunu yabancıların kontrolüne bırakmasının uzantısı ve de Türk insanının kültürel olarak iktisadi girişim yapmaya eğilimli olmamasının acısını çekti ve çekiyor. Durum ortadeyken, Türkiye’nin büyümesi ve refahı dağıtması için yeni işlerin yaratılmasının önemi yadsınamazken ülkenin en parlak ve kendine güvenen gençlerinden birine “sen üç yılda kendi işini kuramazsın, kursan da batar” imasında bulunmanın anlamı programı izleyen yaşlı genç herkesi girişimcilikten soğutmaktır. Bazı sanayileşmiş ülkelerde iflas geçirmiş insanlara, “daha tecrübeli” olarak bakılırken bizim durumumuzda böyle işte… Fazla söze gerek yok, böyle önemli bir programın verdiği mesajlar işte bu yüzden faydalı olmalıdır, hatalı değil…

Technorati Tags: , , , , , , ,

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

TARTIŞALIM

“CNN’de Canlı ‘İş Görüşmesi’ Ne Kadar Faydalı Ne Kadar Hatalı?” yazısı 11 kez yorumlandı

  1. KENDİ İŞİNİ KURMAYI DÜŞLEYEN KİŞİ TABİ Kİ ELENECEKTİ.
    ÇÜNKÜ TÜRKİYEDE GERÇEK BİR İŞGÜCÜ SÖMÜRÜSÜ HAKİM.
    SAYISIZ İŞ GÖRÜŞMESİ VE MÜLAKATA GİRDİM. KAFANIZDAN GEÇEN DÜŞÜNCELERİ
    ASLA VE ASLA DİLE GETİRMEMEK GEREKTİĞİNİ TECRÜBE EDİNDİM. ÖZELLİKLE GELİŞİME AÇIK MISINIZ? SORUSUNA VERİLEN CEVABINIZ “EVET” VE ARDINDAN “YÜKSELME VE KEDİ İŞİNİZİ KURMA FİKRİNİ DİLE GEİTİRENLER” ASLA O İŞE KABUL EDİLMEZSİNİZ.

    OYSA BAZI KAPILARI ARALAYABİLMEK ADINA YALAN YANLIŞ BİLGİLERLE DOLDURULMUŞ CV İLE ÇOK DAHA İYİ YERLERDE İŞE GİRMİŞ PEK ÇOK İNSAN TANIDIM.

    YALANCI DEMEYELİM BİRAZ YUMUŞATALIM ; POLİTİK OLUN ,İŞİ KAPIN DİYORUM.
    GERİSİ ALLAH KERİM

    1. BEGÜM İNCE tarafından yazıldı | 21/05/2007, 16:37
  2. Merhaba,geçen pazar Cnnturk’teki iş görüşmesini tesadüfen izledim.Sonra da internete girip acaba insanlar bu program hakkinda neler düşünüyor diye arama motorlarında taradım ve karşıma bu sayfa çıktı.Bir de baktım ki benim hakkımda yazılar yazlmış.Ben ilk programa katılıp ilk elenen adaydım.Belki bazıları gerçekten merak ediyordur:”Bu aptal mı,elinin tersiyle işi itti”gibi düşüncelere kapılıyordur.Şöyle açıklık getireyim:Ne yazik ki Ahmet Bey de ülkemizdeki eski kuşak patronlar gibi gerçekleri göremiyordu.Onun tek artısı iyi bir beyin takımının olmasıdır.Bana kalırsa programdan önce konuşmalarımıza göre kulaktan duyma bilgilerle insanları değerlendiriyor.Mesela bana neden yurtdışını da gitmek istiyorsun dedi.Ben de burada sadece teorik eğiim verildiğini,pratik eğitimi yurtdışında öğrenip ülkemde uygulamak istediğimi söyledim.O da bana devletimizin bizi ne kadar okuttuğunu,işte gitmememiz gerektiğini söyledi.Ama bir hata yaptı laf arasında Koç Üniversitesi’ni bitiren oğlunu yükseklisans için İngiltere’ye gönderdiğini söyledi.

    Ayrıca hiç kimseye yaranacağım diye yalan da söylemem,sahip olmadığım sıfatları da kendime yüklemem.Arkadaş,nedir bu takım oyuncusu olmak.Bir de bu yalan ve klişe laf çıktı ortaya!Takım oyuncusu dediğin adam işe başladıktan sonra ortaya çıkar.”Takım oyuncusuyum,kendime güvenirim,analitik düşünürüm,dil bilmiyorum ama o dili öğrenmek arzusundayım,toplumda kendimi hemen belli ederim” gibi saçmasalak ve kendilerinin bile inanmadığı cümleler sarf etmek komiklikten öteye gitmiyor.Neysen onu söyleyeceksin.

    Gerçekler ortada,çevremde,arkamda,sağımda,solumda iyi üniversiteler (!) bitirmiş insanlar var.Ama en fazla  luk bir kısmı gerçekten bir şekilde kendini eğitip faydalı işlerde ve kendi mesleklerinde çalışabiliyorlar.Çok arkadaşım var mühendislik okuyup pazarlama şirketinde çalışan.Tabi özgürler o işte çalışmak için.Ama hala yurtdışına milyardolarlar akarken kimse şu musluğu nasıl kısarız demiyor.Ben liberal ekonomiye karşı değilim,hatta tarafım.Fakat kendin üretmekten korkarsan,birileri gelip sana onu satar.Örnek vereyim:Bitirme projemizde robot kolu yapmaya çalıştık.5 motor kullandık.Motorların tanesi 30 gram ve 250 ytl.Domates ne kadar?1.25 ytl….250ytl/1.25ytl=200 kg=0.2 ton.Biz devam edelim fındık,domates satmaya.Büyük para babaları gelişimi görmedikçe ülke değeri düşük malları satmaya devam edecek.Şimdi soracaksınız neden bunları yazdın diye:Bakın ben kendi işimi kuracağım!Neden mi’?Çünkü daha o kadar çok işlenmemiş maden ve kaynak var ki,onları tek tek çıkaracağız beraber ortaya.Bu da INOVASYON demektir.Halbuki Sayın Zorlu bendeki bu azmi görebilseydi,hem ona daha faydalı olacaktım hem de ülkeme.Ama olsun varsın elbet birileri görecek.Saygılarımla…

    2. Ömer Yalçın Timur tarafından yazıldı | 27/06/2007, 23:05
  3. Peki kardeş o programdan elendin ve bitti sana iş teklifleri geldimi programdan sonra ? ve sana bir faydası oldumu

    3. Volkan tarafından yazıldı | 20/10/2007, 11:10
  4. Sevgili Ömer Yalçın Timur,
    Seninle vakit gecirmeden iletisime gecmek istiyorum.
    Bana acilen ulasirmisin

    saygilar
    foreign1954@yahoo.com

    4. Aydin tarafından yazıldı | 9/11/2007, 02:00
  5. Ömer Yalçın Timur SEVGİLİ PROJE ortağım…..Bende sana katılıyorum birader programı izlemedim gerçi tv ye çıktığını da bilmiyordum olum o kadar proje yaptık beraber insan der izle beni falan gerçi böyle bir program olduğunu daha yeni öğrendim ama….birader facebook,iphone,google mucitleri kaç yaşındalar vtec motoru bulan kaç yaşındaydı?İnsanın kendi işinde kariyer yapma isteğinden daha doğal ne vardır anlamadım.keşke herkes senin gibi girişimci ruhuna sahip olsa ….bak boğaziçindekiler bile bu hissi kaybetmişler ayda şu kadar maaş alalım yeter mantığıyla bu iş bitmez.biz değiştirmezsek hiçbirşey değişmez birader.Ayrıca şunu da herkes bilsin vestel 2006 yılında açıklanmış karı %5 idi ve dünyada tv üretip te kara geçen tek firmadır.zira 2007 de zarar açıklayacakları aşikardır.Şimdi sorulması gereken soru şu Zorlunun neferlere mi ihtiyacı var yoksa değişim ruhuna sahip girişimci generallere mi?..sen kafana takma birader o neferleri seçmiş…onlar değersiz demiyorum…ama savaşı generaller yönetir.Ve HEP neferler birşeyler uğruna can verir.Burdaki can verme nedeni ise sabit aylık düzgün maaş isteğidir.

    5. ZEKİ tarafından yazıldı | 10/11/2007, 18:24
  6. Merhaba;

    Ben bir engelli olarak engelli çalışan,çalışmak isteyen,
    Kariyer isteyenlerle ilgili çalışmalar yapılsın isterim.
    Onların ayrıcalıklı olduklarını düşündüğüm için değil .
    Engellilerde iş dünyasında-çalışma Hayatında ben de varım
    Demeli,çalışmalı üretmeli.Köşe başlarında mendil satanlar
    Olmamalı.Evet hep bizlere önyargıyla yaklaşılıyor bunu kabul ediyorum
    Ama önyargıları aşmalıyız.Bu tür proğramlarla bilinçlenmeliyiz.

    6. ŞEHRİ tarafından yazıldı | 29/11/2007, 13:50
  7. Çok önemli bir konuya değindiniz ŞEHRİ.
    Kendimiz ve çevremizdekilerin dikkatini bu konuya çekmeliyiz, çünkü ülkemizdeki engelli sayısı ile çıkan (daha doğrusu duyulan) sesin seviyesi çok orantısız…

    7. H. Cihan Salim tarafından yazıldı | 5/12/2007, 17:24
  8. Cevanız için çok tşkler.Bence çok iyi çalışmalar yapılabilir.
    Evden dişarı çıkamayan yatalak engelliler var.İlk önce sosyal güvence
    oluşmalı.İş yerlerinin engelli çalıştırma zorunlulukları var.
    Oturduğu yerde çalışarak servisle işe gidiliyor servisle dönülüyor.
    Çalışıp üreten olur isek kimse ihtiyaç sahibi olmayacaktır.
    Yine bu konuda gerçekden her kesimde çok ciddi destek oluyor belediyeler olsun başbakanlık olsun maddi yardım zamanı değil zaman
    eğitim ssk desteği istemeliyiz.
    Söyleyecek sözü olanlar kavgayı bırakıp çözüp üretmeli bir araya gelmeli.
    Televizyon kanallarına seslenmek istiyorum.Ayda 1 engelliye eğitim iş sosyal güvence kazandırsınlar danscı şöhret yaratmakla sosyal sorumluluk olmaz diye düşünüyorum.
    Rüzgara kızmayı bırakıp yelken açmayı öğrenme zamanı diye düşünüyorum.

    8. ŞEHRİ YILDIRIM tarafından yazıldı | 12/12/2007, 11:18
  9. merhaba;çalışma yaşı ile düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.Evet
    elimiz ayağımız tuttuğu sürece çalışmalıyız
    üretmeliyiz çok doğru bir şey bunu kabul ediyorum.
    Amaaa ben 67 doğumluyum engelli kadrosunda iş buldum 3 yıldır
    tüm çalışma prosedürlerine uyduğum halde her türlü kariyer fırsatlarından
    40 yaşındasınız diye geri çeviriliyorum.Türkiyede
    işe alınma ortalaması 28 .
    Bu ne çelişki ben gerçekten anlamıyorum.İnsanlar 30 yaşından sonra iş bulmakda zorluk çekiyorlar.Burada engellilerin karşılaştığı sorunlara değinmiyorum bile.

    9. ŞEHRİ YILDIRIM tarafından yazıldı | 29/01/2008, 10:24
  10. Tekrar Ben;
    Ne istiyorum biliyormusunuz bu satırları okuyan kişilerden
    engelli istihdamı oluşturmak.Eğitim veren şirketler eğitim versin
    iş kur zaten işe yerleştirmede inanın çok başarılı siz yeterki
    sosyal güvenceniz olarak kısa yoldan zengin olma telaşına düşmeden
    çalışmak isteyin.
    Birde büyük mükelleflerden tamamen yatağa bağlı engellileri
    sosyal güvence altına alabilirler. İnanın bu hiç zor değil.
    Artık üreten çalışan bir ülke olma zamanı geldi de geçiyor.
    diyorum ben.

    10. ŞEHRİ YILDIRIM tarafından yazıldı | 13/02/2008, 16:35
  11. ben pendik fiziksel zihinsel ve zihinsel engellilerdernek kurucusuyum biz engellilere hep hor bakılıyor neden horgörmek değildetutumluolunmasını bekliyorum halkımızdan şunu unutmasınlarki herkes bir engelli adayıdır bir enngelliyi toplumakazanmasıiçin yardımcıolunmalıdırdiyedüşünüyorum haklıyımdırdiye düşünüyorum birengelliolarakengellilerkendi ayaklarında durmasınıtoplum olarak yardımcıolmalıyız zaten engelliler engeli kabul etmiyoruz önümüzdeki engeller engeldir biz engellilere birde türkiyemizde özürlü kelimesinin kulanmasında çok rahatsız oluyoruz özür kelimesini ne olur kulanmayalım saygılarımla

    11. TURGAY ŞENTÜRK tarafından yazıldı | 6/06/2008, 11:50

SİZ DE YORUMLAYIN